Her insan toplumun önemli bir parçasıdır. Bir toplumun geleceği onu oluşturan kişilerin aralarındaki ilişkilere bağlıdır. İnsan her zaman kendisi için en iyi olanı arar. Fakat bunu elde etmesi için kişi, kendisine hedefler koymalı ve bunlara ulaşmaya çalışmalı. İnsan, öteki insanlarla iyi ilişkiler içinde olduğu ve onlar tarafından sevildiği sürece mutludur. Başkaları tarafından saygı görmek ve iyilikle anılmak ne güzeldir. Herkesin ihtiyaç duyduğu değerli dostların olması, diğer ihtiyaçlarımızdan daha az değer taşımamaktadır. Başkalarıyla olan ilişkilerinde emin ve güvenilir olanlar, diğer konularda da emin olacaklardır. Akıllı insan odur ki, etrafındakilerle arası bozulduğu zaman bu anlaşmazlığı hemen düzeltir.
Etrafımıza baktığımızda birbirinden farklı hususiyetlerde maddeler görürüz. Esnek-berk, pürüzlü-pürüzsüz, sert-yumuşak, saydam-opak, mat-parlak… Saydamlık-opaklık ve matlık-parlaklık gözümüzle algıladığımız özelliklerdendir. Gözümüzle algıladığımız her şeyin ışıkla alâkalı olduğunu söyleyebiliriz. Işık olmasaydı gözümüzün yaratılmasının hiçbir manası olmayacaktı. Tabii ki gözümüz olmasaydı ışığın da bizim için çok anlamı olmayacaktı.
Ağaçların hayatı, tohumlarının düştüğü yerde başlar ve ölünceye kadar da genellikle aynı yerde devam eder. Onlar, kendilerine verilen vazifeleri, bir ömür boyu yıkılmama sabrıyla yerine getirirler. İnsanların yürüyemeyeceği çok dik yamaçlarda ve şiddetli rüzgârlara açık sahalarda onların dengeleri korunur. Bu dengeli duruş, çevre şartlarının durumuna göre, onların gövde kesitlerinde (yıllık halka yapılarında) meydana getirilen değişikliklerle sağlanır.
Bir ağacın gövde, dal veya kökünün herhangi bir yerinden alınan enine kesite bakıldığında, öz çevresinde yaklaşık olarak daire biçimli, açık ve koyu renkli halkaların bulunduğu görülür. Bu halkaların her ikisine birden yıllık halka denir.
Dünyamızda hızla ilerleyen ve yayılan teknoloji insan yaşamında bir zamanların imkansızlarını hayatımıza sokup vazgeçilmezlerimiz yaptı, mesafeleri kısaltı, zamanı uzattı ve kimi yerde yaşam verdi. İnsanoğlunun iç içe olduğu teknolojinin gelişimi bu hızla gitmeye devam ederse en yaygın ve verimli kullanıma, 2020’li yıllarda başlanacağı öngörülüyor.
Geliştirilen teknolojiler bizi nereye bağlayacak, hayatımıza hangi yeni alışkanlıklar girecek? Teknoloji ile var olan alışkanlıklarımız gidecek belki hiç düşünmediğimiz alışkanlıklar ile tanışacağız. Ama tüm bunlar hayatımızı kolaylaştırarak bize büyük zaman kazandıracak.
Her konuda olduğu gibi, ulaşım, taşıma alanlarında yaşanan teknolojik gelişmeler ve dünya nüfusundaki hızlı artış ister istemez, diğer doğal kaynaklar gibi ormanlar üzerinde de hızlı ve şiddetli bir baskıyı beraberinde getirmiştir.
İnsanların tarla, bağ, bahçe, mesken alanı gibi toprağa olan ihtiyaçları yanında, kağıt ve diğer hammaddesi odun olan sanayi ürünü ihtiyacı da mevcut ormanlardan karşılama yoluna gidilmiş ve bunun sonucunda ormanlarda önlenemeyen tahribatlar olmuştur.
Deprem nedir? Sebepleri nelerdir? Zararlarını iyi kötü biliyoruz… Peki, faydaları var mıdır? Peşi peşine sıraladığımız bu sorulara bakıp da bir imtihanda olduğunuzu zannetmeyin hemen. Gerçi itiraf etmek gerekirse, paragrafın başı böyle bir hava estirmiyor değil. Lakin siz yine de temkini elden bırakmayın, yazının tamamına bakın.
Deprem nedir?
Deprem, üzerinde yaşadığımız yer kabuğunun, çeşitli sebeplerle kırılması neticesinde ortaya çıkan titreşimlerin, dalga dalga yayılarak yeryüzünü sarsmasıdır. Deprem hakkında bilmemiz gereken ilk hususu öğrendik bile. Şimdi gelelim bu sarsılmanın nasıl meydana geldiğine. Bunun için birazcık beklemeniz gerekecek. Çünkü birazdan anlatacaklarımı kavrayabilmeniz için öğrenmemiz gereken şeyler var. Bunlardan birincisi Dünya’mızı oluşturan katmanlar.
Dünyayı oluşturan katmanlar
Üzerinde yaşadığımız Dünya beş farklı katmandan oluşur. Bu beş katman, yani tabaka, aşağıdan yukarıya doğru sıralanacak olursa: İç çekirdek, dış çekirdek, alt manto, üst manto ve yer kabuğundan ibarettir.
Yerkürenin dış kısmında, kalınlığı yaklaşık 70 ile 100 km arasında değişen bir yapıya sahip olan yer kabuğu (Litosfer) vardır. Yerkürenin çıplak gözle görebildiğimiz kısımları olan kıtalar ve okyanuslar yerkabuğu üzerinde bulunur. Yer kabuğu ile çekirdek arasında kalan 2900 km’lik katman ise “Manto” olarak isimlendirilir. İşte depremlerin oluşmasına sebep olan unsurlardan birisi bu katmandır.
Fay nasıl bir şeydir?
Bu soru zaman zaman hepimizin kafasını kurcalamıştır. Aslında faylar yer kabuğu kırıklarından ibarettir diyebiliriz. Bu kırıkların yukarıda bahsettiğimiz hareketler neticesinde meydana geldiğini söylemiştik. Şimdi de isterseniz hangi şekillerde oluştuğuna bakalım. Faylar, yukarı-aşağı ve sağa-sola olmak üzere farklı şekillerde hareket ederler.
Depreme nasıl hazırlanılabilir?
Depreme hazırlıklı olmak konusunda bizlerin üzerine düşen vazifeler olduğu gibi başkalarının da yerine getirmesi gereken görevler var. Ancak isterseniz biz, kendimize bakan yönüyle birkaç hususa değinelim.
Evvela böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda, nerelere sığınabileceğimizi tespit etmeliyiz. (Evde, okulda…)
Deprem anında üzerimize düşerek bize zarar verebilecek malzemeleri kendimizden uzak tutmalıyız.
Deprem sırasında ihtiyaç duyabileceğimiz malzemelerden (ilk yardım çantası, fener, radyo, mum, kibrit, pil…) oluşan bir çantayı, kolay ulaşabileceğiniz bir yerde her zaman hazır bulundurmalıyız.
Depremler Olmasaydı
Kâinattaki her şey gibi depremler de türlü hikmetlerle yaratılır. “Şimdi olmadı işte. Depremin faydası mı olurmuş?” demeyin sakın. Çünkü aşağıda okuyacaklarınız fikirlerinizi değiştirebilir.
Manto tabakasında biriken enerji, depremler vasıtasıyla açığa çıkamasaydı, Dünya’da çok büyük patlamalar meydana gelirdi. Ve bu patlamalar, depremlerden daha fazla zarar verirdi.
Depremlerle birlikte yeryüzüne çıkan madenler, ortaya çıktıkları coğrafyanın toprağının zenginleşmesine vesile olur. Böylelikle depremler, insanların temel besin ihtiyaçlarını karşılamasına da katkı sağlamış olur.
Depremler olmasaydı yeryüzündeki jeotermal enerji kaynakları ortaya çıkamaz böylelikle insanlar kendileri için fevkalade ehemmiyetli, önemli olan şifalı su kaynaklarından mahrum kalırdı.
Dünyanın birçok yerinde termal su kaynakları, mekânların ısıtılmasında kullanılmaktadır. Eğer depremler olmasaydı bu şekilde bir ısınma tekniği geliştirilemez, insanlar farklı ısınma kaynaklarına yönelmek zorunda kalırlardı.
Gördüğünüz gibi kâinattaki her şey bir nizam üzere yaratılmış, görünüşte kötü gibi algıladığımız bir olay neticesinde bize de nimetler verilmiştir. Esas olan bizlerin depremin varlığını ve her an meydana gelebileceğini düşünerek, kendimizi, binalarımızı, şehirlerimizi ona göre hazırlamaktır.