İçindekiler: EDİTÖR’DEN

Nisan ayının hatırlattıkları

kapak

Baharın “Artık geldim!” dediği aydır Nisan. Rengârenk çiçeklerin açtığı, meyvelerin tomurcuklandığı, böceklerin yuvalarından dışarıya çıktığı, tabiatın beyaz elbisesini çıkarıp yeşil tondaki elbisesini giydiği aydır.
Çiçek, kuş ve yağmur…
Üçü bir araya gelince bayram olur.
Çiçekler, o derin kış uykusundan uyanmış, yeni bir yıla merhaba demiştir çoktan. Onları en çok neşelendiren de tatlı tatlı yağan nisan yağmurlarıdır.

Merhaba!

umit_stranici.indd

Yeni bir mevsimin ilk günlerinde yeni bir sayı ile merhaba! Kar heyecanı, tatil coşkusu derken eğitim öğretim yılının ikinci yarısına başladınız. Ümit ederiz ki bütün Ümitseverler dolu dolu bir tatilin ve güzel bir dinlenmenin ardından derslerine taze bir heyecanla sarılmıştır.
İçerisine Kadınlar Günü’nün yer aldığı Mart ayı aynı zamanda İlkbaharın da habercisi olması yönüyle önemli bir ay. Martenitsaların rengarenk tezgahları süsleyeceği bu ayda biz de sizlere başarılı ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz.

Ana dili

kapak

21 Şubat Dünya Ana dil Günü, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü(UNESCO) üyesi ülkelerin Amerika, Afrika ve Asya’daki azınlıkların karşılaştığı zorluklar ve dillerinin korunması kapsamında bu yıl 12. si kutlanacak. Dünyada her gün bir dilin yok olduğu süreçte 21 Şubat farklı bir önem kazanıyor.
Ana dil ismi üzerinde başlangıçta anadan duyulan yani göbek bağıyla kurulan iletişim dili; sonra yakın çevreden daha sonra da sosyal çevreden öğrenilen, insanın bilinçaltına inen ve bireyin bir toplumla en güçlü bağlarını kurduğu dildir. Birey her şeyi ilk öğrendiği ana dilde düşünür, algılar, yorumlar. Sonradan öğrenilen ikinci, üçüncü diller o dillerle iletişim kurmayı sağlar ama asla insanın ana dili gibi olamaz. Bundan dolayı bireyin ana dili en temel insan haklarından biridir.

Yeni Yıl

kapak

2012 bembeyaz yüzüyle çaldı kapımızı, hoş geldin diyoruz ona. Hoş geldin 2012, hoş geldin umut, hoş geldin yeni yıl. 2011’i geride bıraktık, ama şunu iyi bilin ki boynu bükük kalmadı. Siz sevgili okurlarımızla Ümit Dergisi’ni buluşturduğu için kendisini çok şanslı kabul edip tarihteki köşesine zevkle kuruldu.
On iki sayıyla çaldık kalbinizin kapısını geçtiğimiz yıl. On iki ay misafir ettiniz kalbinizde bizi.
2012 dolu dolu geçecek bir yıl olsun. Evden eve, okuldan okula, ilden ile, ülkeden ülkeye, yayılsın Ümit. Dünyanın kalbini dinlesin Ümit.

Geçen Bir Yılın Ardından

kapak

Merhaba arkadaşlar!
Bakın bir yıl daha ellerini sallıyor ardımızdan. Tıpkı ömrümüz olursa bundan sonraki yılların yapacağı gibi. İki bin on bir de iki bin on ve iki bin dokuz gibi tarihteki yerini aldı. Kim bilir nasıl bir yerdir onunki. Bunu en iyi sen bilebilirsin. Çünkü en çok senin yılın o. Tıpkı benim yaşadığım yılın benim olduğu gibi. Kırılganlıklar, mutluluklar, heyecanlar, pişmanlıklar, gülücükler, kahkahalar; yediğimiz dondurmalar… Hepsi, bundan sonra sadece dört rakamla hatırlayacağın bir sayının içinde kaldı: 2011!

Bir bayram daha geldi

kapak

Her bayram taptaze sevinçlerle gelirdi. Coşku ve sevgi dağıtan çok güzel sabahları olurdu bayramların. Bayram sabahlarının o eşsiz tadı, her zaman damakta kalırdı. Gün boyu artarak devam ederdi eşsiz güzellikler, heyecanlı saatler. Kırgınlık, dargınlık, hüzün yakışmazdı onun sevinçli, sevgili yüzüne. Güllük gülistanlık olurdu sanki her yer.
Bir yandan bu güzel günleri yaşarken diğer yandan da dersler ağırlığını yavaş yavaş hissettirmeye başladı. Yine uzun bir maraton başlıyor bizim için.

Merhaba arkadaşlar,

kapak

Bu satırları okuyabildiğinize göre artık arkadaşız hepinizle. Tıpkı diğer binlercesiyle olduğu gibi. Güzel bir arkadaşlık bizimkisi. Biraz tebessüm, biraz mutluluk… En çok da huzur. Her ay sayfalarımın her biri senin gibi nice güzel kardeşimin gönüllerine umut saçıyor. Belki de sırf bu yüzdendir adımın “Ümit” olması.

Okula Başlama ayı

kapak

Özlem ne güzel değil mi?
Özledikçe güzelleşiyor gözümüzde, özlediklerimiz.
Karelerin biri gidiyor, biri geliyor.
Kareler çoğalıyor. Sağımız solumuz, önümüz ardımız kare…
Karelerde arkadaşlarımız, okulumuz, öğretmenlerimiz, sokağımız, okulun hemen karşısındaki kırtasiyecimiz, okul bekçimiz ve daha neler neler…
Özledikçe özledik ve özledikçe de sevdik onları…

Hep böyle yaparsın!

kapak

Postacının getirdiği bir mektup gibiydin. Önce rüzgârlarını gönderdin, ardından yağmurlarını. Biraz geciktin, yalan yok. Fakat gelirken el değmemiş bir deniz gibiydin. Öyle uzun, öyle berrak. Belki de sırf bu yüzden, gecikmene aldırmadım. Biraz daha geciksen; inan yine aldırmazdım.
Her sene ayrı bir kıyâfetle gelirsin. Ya da ben öyle zannederim. Allarım pullarım gelişini. Bir renge benzetirim. Masum bir zan bu. Kimseye zararı yok. Geçen sene kavuniçiydin. Önceki sene gül pembe. Bu sene lâcivert bir elbiseyle geldin. Gecelerin daha mı koyuydu ne? Ay, ışıltılı bir tokaydı sanki. Takılıp kalmıştı gökyüzüne.

Gelin Tanış Olalım

kapak1

Gökkuşağının renkleri sarı, yeşil, mavi, mor, kırmızı. Dünyamızın renkleri de insanlar. Kızılderilisi, Aborjini, zencisi, sarı ırkı, beyaz ırkı, buğday benizlisi. Gökkuşağındaki yedi rengin bir araya gelmesiyle beyaz ışık meydana geliyor. Ya dünyamızın renkleri olan her ırktan insanların bir araya gelmesiyle… O zaman da sevgi barış ve kardeşlik meydana gelir.
Haziran sonu önce Ankara’yı, Bursa’yı, Edine’yi, İstanbul’u sonra da bütün Türkiye’yi hatta dünyayı saran bir güzellik yaşandı komşu ülke Türkiye’de. Sevgi, barış ve kardeşlik rüzgârıydı esen. Sekiz yıldır her yaz başlangıcında esen bir rüzgârdı bu, meltem gibi ruhlarımıza heyecan, kalplerimize esenlik veren.